“OLAY: ORGANİZE KÖTÜLÜK” — HASAN UZUN’UN AVUKATINDAN DİKKAT ÇEKEN SAVUNMA
Hasan Uzun’un avukatı tarafından hazırlanan savunma dilekçesi, “Olay: Organize Kötülük” başlığıyla başladı. Avukat, müvekkilinin Türkiye’de ticari faaliyette bulunan bir iş insanı olduğunu, Avrupa’ya gitme amacının ise kafe işletmeciliği tecrübesini yurt dışına taşımak olduğunu belirtti.
Savunma dilekçesinde avukatın şu ifadeleri yer aldı:
“Olay: Organize Kötülük
Müvekkilim Hasan Uzun, Türkiye’de mal varlığı olan ve kafe işleten bir iş adamıdır. Edinmiş olduğu kafe işletmeciliği tecrübesini, yurt dışında da kafe açarak ilerletmek amacıyla yurt dışına çıkmıştır. Bu kapsamda bazı Avrupa ülkelerini gezmiş ve son olarak Hollanda’da şirket kurarak iş yeri açmaya çalışmakta iken polis tarafından gözaltına alınmıştır.”
Avukatın beyanına göre Hasan Uzun’un Avrupa’ya gidişi herhangi bir yasa dışı faaliyet amacı taşımıyor, tamamen ticari girişim planına dayanıyordu. Savunmada, Uzun’un Türkiye’de edindiği kafe işletmeciliği deneyimini Avrupa’da sürdürmek amacıyla çeşitli ülkelerde araştırmalar yaptığı ve son olarak Hollanda’da şirket kurma çalışmasına başladığı ifade edildi.
Avukat, Hasan Uzun’un Hollanda’da yeni bir iş yeri açmaya çalıştığı sırada gözaltına alınmasıyla başlayan süreci “organize kötülük” olarak nitelendirdi. Bu ifadenin, savunma makamının dosyanın hazırlanışına, müvekkiline yöneltilen suçlamalara ve gözaltı sonrasında yaşanan hukuki sürece ilişkin değerlendirmesi olduğu belirtildi.
Savunma dilekçesinde yer alan bu ifadeler avukatın beyan ve değerlendirmeleridir. Dosyaya ilişkin yargılama, itiraz ve diğer hukuki başvuru süreçleri devam etmektedir.
HOLLANDA’DA HASAN UZUN’A BİLDİRİLEN SUÇLAMALAR: “PAPA’YA SUİKAST PLANI, TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİ, SİLAH VE MERMİ BULUNDURMA”
Hasan Uzun’un avukatı, savunma dilekçesinde Hollanda’daki gözaltı sürecinde müvekkiline bildirilen suçlamaların son derece ağır olduğunu belirtti. Avukatın dilekçesinde şu ifadeye yer verildi:
“Hollanda yargısı tarafından kendisine bildirilen suçlama; Papa Françesko’ya yönelik suikast planı, Terör Örgütü JSKS üyeliği, silah ve bu silaha ait mermileri bulundurma konuları hakkındadır.”
Avukatın beyanına göre Hasan Uzun’a Hollanda’daki adli süreç sırasında üç temel suçlama bildirildi. Bunlardan ilki, Papa Françesko’ya yönelik bir suikast planıyla bağlantılı olduğu iddiasıydı. İkinci suçlama, JSKS adıyla belirtilen terör örgütüne üye olduğu iddiasına dayanıyordu. Üçüncü suçlama ise silah ve söz konusu silaha ait mermileri bulundurduğu yönündeydi.
Savunma makamı, bu suçlamaların Hasan Uzun’un gözaltına alınmasından itibaren dosyanın merkezine yerleştirildiğini ve müvekkilinin uluslararası kamuoyunda son derece ağır iddialarla anılmasına yol açtığını belirtiyor. Avukata göre, henüz yargılama tamamlanmadan kullanılan bu suçlamalar Hasan Uzun’un itibarı, özgürlüğü ve ticari hayatı üzerinde ağır sonuçlar doğurdu.
Savunma dilekçesinde, Hollanda’daki sürecin yalnızca bir gözaltı işlemi olmadığı; Hasan Uzun’un terör, suikast ve silah suçlamalarıyla ilişkilendirilmesi nedeniyle uluslararası boyuta ulaşan bir hukuki sürecin başlangıcı olduğu ifade ediliyor.
Avukat, müvekkiline bildirilen bu ağır suçlamaların hangi somut delillere dayandığının, Hasan Uzun ile ileri sürülen örgüt veya suikast planı arasında nasıl bir bağlantı kurulduğunun ve bu iddiaların iade sürecinde hangi belgelerle desteklendiğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini savunuyor.
Haberde aktarılan suçlamalar, Hasan Uzun’un avukatı tarafından hazırlanan savunma dilekçesinde yer alan beyanlardır. Bu ifadeler kesinleşmiş bir yargı hükmü olarak değil, müvekkile bildirildiği belirtilen suçlamalar ve savunma makamının bunlara ilişkin değerlendirmeleri kapsamında aktarılmaktadır.
AĞIR SUÇLAMALARLA İTALYA’YA İADE EDİLDİ, YARGILAMA SONUNDA YALNIZCA SİLAH VE MERMİ SUÇUNDAN CEZA VERİLDİ
Hasan Uzun’un avukatı, savunma dilekçesinde Hollanda’dan İtalya’ya gerçekleştirilen iade işleminin, müvekkiline yöneltilen suçlamaların ağırlığı dikkate alınarak yapıldığını belirtti. Avukatın dilekçesinde şu ifadeler yer aldı:
“Hollanda yargısı tarafından suçlamanın niteliği gözetilerek müvekkilim İtalya’ya iade edilmiştir. Yargılama süreci sonrası müvekkilime sadece silah ve bu silaha ait mermileri bulundurma suçundan ceza verilmiştir. Karar itiraz aşamasındadır.”
Avukatın beyanına göre Hasan Uzun, Papa Françesko’ya yönelik suikast planı ve terör örgütü üyeliği gibi son derece ağır suçlamalar kapsamında Hollanda’dan İtalya’ya iade edildi. Ancak İtalya’da yürütülen yargılama sonucunda Hasan Uzun hakkında yalnızca silah ve söz konusu silaha ait mermileri bulundurma suçundan ceza kararı verildiği ifade edildi.
Savunma makamı, iade sürecine dayanak gösterilen ağır suçlamalar ile yargılama sonunda verilen karar arasındaki farklılığa dikkat çekiyor. Avukata göre, Hasan Uzun’un İtalya’ya iadesine gerekçe oluşturan Papa’ya yönelik suikast planı ve terör örgütü üyeliği iddiaları, yargılama sonunda verilen cezanın konusu olmadı.
Bununla birlikte, silah ve mermi bulundurma suçuna ilişkin verilen karar henüz kesinleşmiş değildir. Avukat, kararın itiraz aşamasında olduğunu ve üst yargı mercilerindeki hukuki sürecin devam ettiğini belirtti. Bu nedenle verilen hükmün kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı.
Savunma dilekçesindeki bu bölüm, dosyanın başlangıcında yöneltilen suçlamalarla yargılama sonucunda verilen karar arasındaki farkın açıklığa kavuşturulması gerektiğini ortaya koyuyor. Avukat, itiraz incelemesi tamamlanıncaya kadar müvekkili hakkında masumiyet karinesinin ve adil yargılanma hakkının gözetilmesi gerektiğini savunuyor.
AVUKATTAN HOLLANDA VE İTALYA YARGISINA SERT SORULAR: “DELİL YOKSA İADE VE TUTUKLULUK HANGİ GEREKÇEYLE?
Hasan Uzun’un avukatı, savunma dilekçesinde müvekkilinin “organize bir kötülükle karşı karşıya kaldığını” ileri sürdü. Avukat, dosyada sonradan edinildiğini belirttiği bilgi ve belgeler ışığında hem Hollanda hem de İtalya’daki yargı süreçlerine yönelik dikkat çekici sorular yöneltti.
Savunma dilekçesinde şu ifadeler yer aldı:
“Müvekkilim organize bir kötülük ile karşı karşıya kalmıştır. Yaşananlar ve sonrasında edinilen bilgi ve belgeler ışığında konu değerlendirildiğinde;
Hollanda yargısı: Papa Françesko’ya yönelik suikast planı ve Terör Örgütü JSKS üyeliği iddiaları hakkında müvekkilim İtalya’da suçlanmadığına göre, delil olmadığı hâlde müvekkilimi hangi gerekçe ile İtalya’ya iade etmiştir?
Türk yargısı talep ettiğinde insan hakları ve benzeri gerekçelerle talepler reddedilmekte iken, neden ve hangi gerekçelerle yeterli inceleme yapılmadan, suçlamalar hakkında delil olmamasına rağmen müvekkilimin iadesine karar verilmiştir?
İtalya yargısı: Papa Françesko’ya yönelik suikast planı, terör örgütü üyeliği, silah ve bu silaha ait mermileri bulundurma konularında yeterli deliliniz olmadığı hâlde, nasıl olup da bir kişi hakkında suçlama yapıp cezaevinde tutarak özgürlüğünü kısıtlayabiliyorsunuz?”**
Savunma makamı, Hasan Uzun’un Hollanda’dan İtalya’ya iadesine temel oluşturan suçlamalar ile İtalya’daki yargılama sonucunda ele alınan suçlamalar arasında ciddi bir farklılık bulunduğunu savunuyor.
Avukatın beyanına göre Hasan Uzun, Papa Françesko’ya yönelik suikast planı ve terör örgütü üyeliği gibi ağır iddialarla ilişkilendirilerek İtalya’ya iade edildi. Ancak bu iddiaların İtalya’daki yargılama sonunda mahkûmiyet konusu yapılmadığı belirtilerek, iade kararının hangi somut delillere ve hukuki gerekçelere dayandığının açıklanması istendi.
Savunma dilekçesinde Hollanda yargısına yöneltilen temel soru, iade sürecinde delillerin yeterince incelenip incelenmediği oldu. Avukat, bu kadar ağır suçlamalarla yapılan bir iade işleminde yalnızca iddiaların değil, bu iddiaları destekleyen somut, doğrulanabilir ve denetlenebilir delillerin de bulunması gerektiğini ifade etti.
İtalya yargısına yönelik eleştiride ise kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı öne çıkarıldı. Avukat, yeterli delil bulunmadığını savunduğu bir dosyada Hasan Uzun’un cezaevinde tutulmasının, özgürlüğünün kısıtlanmasının ve kamuoyu önünde ağır suçlamalarla ilişkilendirilmesinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.
Savunma makamı, suçlamaların ağırlığının tek başına tutuklama veya mahkûmiyet için yeterli olamayacağını; her suçlamanın somut delillerle desteklenmesi ve yargı makamlarının verdiği kararların açık, denetlenebilir ve hukuka uygun gerekçelere dayanması gerektiğini savunuyor.
Bu bölümde yer alan değerlendirme, soru ve iddialar Hasan Uzun’un avukatına aittir. Yargılama ve itiraz süreçleri devam ettiği için, dosyaya ilişkin kesin hukuki sonucun üst yargı mercilerinin incelemesi tamamlandıktan sonra ortaya çıkacağı belirtilmektedir.
AVUKATTAN DİKKAT ÇEKEN İDDİALAR: “DOSYADAKİ ÇELİŞKİLER ORGANİZE BİR KÖTÜLÜK İZLENİMİ OLUŞTURUYOR”
Hasan Uzun'un avukatı, mahkemeye sunduğu savunma dilekçesinde soruşturma ve yargılama sürecine ilişkin çok sayıda soru ve çelişkiye dikkat çekti. Avukat, dosyanın başlangıcından itibaren yaşanan gelişmelerin olağan bir ceza yargılamasıyla açıklanamayacağını savunurken, müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürdü.
Savunma dilekçesinde şu ifadeler yer aldı:
"Yaşanan sürece ilişkin sorular ve çelişkiler şu şekildedir.
Papa Françesko'ya yönelik suikast planı şüphesi var ise ve bu hususta şüpheli kabul edilen müvekkilim neden 9 ay takip ediliyor? Gerçekte böyle bir plan olmuş olsa idi 6 ay içerisinde zaten plan gerçekleşmiş olurdu. Müvekkilimin yayımlamış olduğu video kaydında belirttiği üzere Papanın korunması bu şekilde yapılıyor ise Papa Tanrısının yardımı ile yaşamaktadır. İddianın tamamen asılsız olduğu baştan bellidir. Müvekkilime yönelik bu iddianın İtalya iç siyaseti, Vatikan ve istihbarat örgütü arasında cereyan eden çekişme ya da gizli gündem dolayısıyla yapıldığı kanaatindeyiz.
Tüm ülkelere ait ceza kanunlarında yer alan ve temel ilke kabul edilen savunma hakkı engellenmiştir. Engelleme şu şekilde olmuştur. Yargılama sırasında müvekkilime savunma hakkı kısıtlanmış, delil olarak talep ettiği kamera kayıtları getirtilmemiş, avukatları tercümansız olarak kendisi ile görüşmeye çalışmış, tercümesi olmayan evraklar kendisine imzalatılmaya çalışılmıştır.
Sonuç olarak bizim tabirimiz ile dağ fare doğurmuştur. Papa Françesko'ya yönelik suikast planı, terör örgütü üyeliği, silah ve bu silaha ait mermileri bulundurma konularında suçlanan müvekkilim sadece silah ve bu silaha ait mermileri bulundurma suçundan ceza almıştır.
Yaşanan bu organize kötülük sadece yargılama süreci olarak izah edilemez. Müvekkilime yaşatılanın sebebini tam olarak bilemesek de İtalya iç siyaseti, Vatikan ve istihbarat örgütü arasında cereyan eden çekişme ya da gizli gündem dolayısıyla yapıldığı kanaatindeyiz. Aksi halde suçlama Papa Françesko'ya yönelik suikast planı olduğundan Vatikan'ın da dosyaya dahil olması gerekirdi. İddianamede müvekkilimin yakını olan ve Cumhurbaşkanı ile resmi bulunan şahsa ait resimler mevcuttur. Konu siyasi zemine çekilmek istenmektedir. Bu hususlar gözetildiğinde müvekkilime yönelik suçlamanın bir üst akıl tarafından organize edildiği izlenimi uyandırmaktadır."
SAVUNMA MAKAMI, DOSYADAKİ SÜRECİN AYDINLATILMASINI İSTİYOR
Avukatın dilekçesinde, soruşturmanın başlangıcından itibaren yaşanan gelişmelerin birbiriyle çeliştiği savunuluyor. Savunma makamı, Papa Françesko'ya yönelik suikast planı ve terör örgütü üyeliği gibi ağır suçlamalarla başlayan dosyada, yargılama sonunda yalnızca silah ve mühimmat bulundurma suçundan hüküm kurulmasının açıklanması gereken önemli bir farklılık oluşturduğunu ileri sürüyor.
Dilekçede ayrıca, Hasan Uzun'un savunma hakkının etkin şekilde kullanamadığı, kamera kayıtlarının dosyaya getirtilmediği, tercüman desteği konusunda eksiklikler yaşandığı ve tercümesi bulunmayan bazı evrakların imzalatılmaya çalışıldığı iddia ediliyor.
Savunma makamı, dosyada yer alan bazı gelişmelerin siyasi saiklerle bağlantılı olabileceği yönünde değerlendirmelerde bulunurken, bu değerlendirmelerin kendi hukuki görüşü olduğunu belirtiyor ve soruşturma ile yargılama sürecinin tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmasını talep ediyor.
Not: Bu haberde yer alan değerlendirme, iddia ve yorumlar Hasan Uzun'un avukatı tarafından mahkemeye sunulan savunma dilekçesinde yer alan savunma makamına ait beyanlardır. Dosyaya ilişkin hukuki süreç ve kanun yolları devam etmektedir.
AVUKATTAN AVRUPA YARGISINA AĞIR ELEŞTİRİ: “DOSYA BOYUNCA DELİLLER GİZLENDİ, BASIN YANLIŞ YÖNLENDİRİLDİ”
Hasan Uzun'un avukatı, savunma dilekçesinde Avrupa yargı sistemine yönelik sert eleştirilerde bulundu. Avukat, müvekkiline yöneltilen ilk suçlamalar ile yargılama sonunda verilen karar arasında büyük farklılık bulunduğunu savunurken, yargılama sürecinin adil yürütülmediğini ileri sürdü.
Savunma dilekçesinde şu ifadeler yer aldı:
"Müvekkilime verilen ceza gözetildiğinde çok büyütülen Avrupa yargısının içler acısı halini ortaya koymaktadır. İzah ettiğimiz üzere başlangıçtaki suçlamalardan vazgeçilmiş olup müvekkilime silah ve bu silaha ait mermileri bulundurma suçundan ceza verilmiştir. Bu ceza da adil bir yargılama süreci sonucu verilmemiştir.
Tüm yargılama sürecinde öne çıkan haksızlıklar şu şekilde özetlenebilir:
- Müvekkilimin ısrarlı taleplerine rağmen Hollanda yargısına müvekkilimin iadesi için gönderilen iddianame gizlenmektedir.
- Hiçbir evrak ve gerekçeli karar müvekkilime tebliğ edilmemektedir. Müvekkilimin lehine olan deliller, kamera kayıtları ve kayıtların önemli kısmı saklanmaktadır.
- Kararlarına gerekçe oluşturmak için basın yanlış yönlendirilmektedir. Bu kapsamda müvekkilim Hollanda'dan iadesi talep edildiğinde JSKS terör örgütü üyesi, İtalya'ya getirildiğinde Bozkurtlar terör örgütü – Ağca'nın grubuna bağlı, sonrasında ise IŞİD'ci diye İtalya basınına servis edilmiştir."
SAVUNMA MAKAMI, YARGILAMA SÜRECİNDE ŞEFFAFLIK SAĞLANMADIĞINI İDDİA EDİYOR
Avukatın dilekçesine göre, Hasan Uzun hakkında soruşturmanın başlangıcında ileri sürülen ağır suçlamalar yargılama sonunda hükme esas alınmadı. Buna rağmen, savunma makamı, yalnızca silah ve mühimmat bulundurma suçundan verilen cezanın da adil bir yargılama sonucunda verilmediğini öne sürüyor.
Savunma dilekçesinde özellikle Hollanda'dan İtalya'ya iade sürecinde gönderildiği belirtilen iddianamenin müvekkilden gizlendiği, gerekçeli kararlar ile bazı resmi evrakların kendisine tebliğ edilmediği ve savunma açısından önem taşıdığı ileri sürülen kamera kayıtlarının dosyaya kazandırılmadığı iddia ediliyor.
BASININ YANLIŞ YÖNLENDİRİLDİĞİ İDDİASI
Savunma makamı, yargılama sürecinde kamuoyunun da yanlış yönlendirildiğini ileri sürüyor. Avukata göre, Hasan Uzun hakkında farklı dönemlerde farklı örgütlerle ilişkilendirilen haberlerin servis edilmesi, kamuoyunda olumsuz bir algı oluşturdu.
Dilekçede, Hasan Uzun'un önce JSKS terör örgütü üyesi, daha sonra Bozkurtlar ve Mehmet Ali Ağca'nın grubuyla bağlantılı, ardından ise IŞİD mensubu olarak İtalya basınına yansıtıldığı iddia edilerek, bu yayınların yargı sürecini etkileyebilecek nitelikte olduğu savunuldu.
Savunma makamı, tüm bu gelişmelerin birlikte değerlendirildiğinde Avrupa'da yürütülen yargılama sürecinin şeffaflık, savunma hakkı ve adil yargılanma ilkeleri bakımından ciddi soru işaretleri doğurduğunu ileri sürüyor.
Not: Bu haberde yer verilen değerlendirme, iddia ve eleştiriler Hasan Uzun'un avukatı tarafından hazırlanan savunma dilekçesinde yer alan savunma makamına ait beyanlardır. Bu iddialar bağımsız yargı kararıyla doğrulanmış olgular olarak değil, devam eden hukuki süreç kapsamında savunmanın görüşleri olarak aktarılmaktadır.
AVUKATTAN DELİLLERE İLİŞKİN ÇARPICI İDDİALAR: “KAMERA KAYITLARI EKSİK, KRİMİNAL BULGULAR İSE SUÇLAMAYI DESTEKLEMİYOR”
Hasan Uzun'un avukatı, savunma dilekçesinde yargılama sürecinde delillerin eksik toplandığını ve müvekkili lehine olabilecek önemli kayıtların dosyaya kazandırılmadığını ileri sürdü. Avukat, özellikle kamera kayıtları ile kriminal inceleme sonuçlarının tam olarak değerlendirilmesi halinde dosyanın farklı bir yönde şekillenebileceğini savundu.
Savunma dilekçesinde şu ifadeler yer aldı:
"Dava dosyasında karara haklı gerekçe oluşturmak için tanık bulunmuştur. Bu tanık, müvekkilimin telefonuna SIM kart aldığı işletmedir. Buradaki şahıs, müvekkilimin 500 Euroluk banknotlar çıkardığını, eski SIM kartını kırdırdığını beyan etmiştir. Halbuki işletmede yer alan kamera kayıtları tam olarak getirtilmiş olsa, müvekkilimde iddia edilen şekilde para olmadığı ve SIM kartı kırmadığı ortaya çıkacaktır.
Müvekkilime ait çantanın bulunduğu kafede yer alan kamera kayıtları tam olarak getirtilmemiştir. Kayıtlarda müvekkilime ait çantanın iki kişi tarafından karıştırıldığı gözükecektir.
Bulunduğu iddia edilen silahta müvekkilimin parmak izi yoktur. DNA'sı yoktur. Silah kapalı bir kutuda olsa idi bu durum anlaşılabilirdi fakat silah kutuda değil, iddiaya göre çanta içinde çıplak vaziyette bulunmuştur. Silah müvekkilim tarafından çantaya konulmuş olsa idi mutlaka parmak izi ya da DNA kalıntısı olurdu."
SAVUNMA MAKAMI, KAMERA KAYITLARININ DOSYANIN AYDINLATILMASI AÇISINDAN KRİTİK OLDUĞUNU SAVUNUYOR
Avukatın dilekçesine göre, dava dosyasında tanık olarak dinlenen kişinin beyanlarının doğruluğu, söz konusu işletmeye ait kamera kayıtlarının eksiksiz şekilde incelenmesiyle test edilebilecekti. Savunma makamı, bu kayıtların dosyaya tam olarak getirtilmesi halinde müvekkiline yöneltilen bazı iddiaların doğrulanmayacağını ileri sürüyor.
Savunma dilekçesinde ayrıca, Hasan Uzun'a ait olduğu belirtilen çantanın bulunduğu kafedeki güvenlik kameralarının tamamının dosyaya kazandırılmadığı iddia edildi. Avukata göre, eksik olduğu belirtilen görüntülerde çantanın iki farklı kişi tarafından karıştırıldığı görülebilecekti ve bu görüntüler soruşturmanın seyri açısından önem taşıyordu.
KRİMİNAL İNCELEMEYE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
Savunma makamı, suç konusu olduğu belirtilen silah üzerinde Hasan Uzun'a ait parmak izi veya DNA izine rastlanmadığını ileri sürüyor. Avukat, silahın iddia edildiği gibi çanta içerisinde kutusuz ve doğrudan bulunduğu kabul ediliyorsa, müvekkilinin silahı çantaya yerleştirmesi halinde üzerinde parmak izi veya DNA kalıntısı bulunmasının bekleneceğini savunuyor.
Bu nedenle savunma makamı, kriminal bulgular ile olayın anlatılış biçimi arasında çelişki bulunduğunu ve bu hususun yargılama sırasında yeterince değerlendirilmediğini iddia ediyor.
Not: Bu haberde yer alan değerlendirme, iddia ve yorumlar Hasan Uzun'un avukatı tarafından hazırlanan savunma dilekçesinde yer alan savunma makamına ait beyanlardır. Bu ifadeler kesinleşmiş vakıalar olarak değil, devam eden hukuki süreç kapsamında savunmanın iddia ve değerlendirmeleri olarak aktarılmaktadır.
AVUKATTAN YARGILAMA SÜRECİNE AĞIR SUÇLAMALAR: “DELİL ÜRETİLDİ, ADAİL YARGILANMA HAKKI İHLAL EDİLDİ”
Hasan Uzun'un avukatı, mahkemeye sunduğu savunma dilekçesinde, yargılama sürecinin hukuka aykırı uygulamalarla yürütüldüğünü ileri sürdü. Avukat, olay yerindeki delillerin usulüne uygun muhafaza edilmediğini, müvekkilinin beraat etmesi gerekirken delil oluşturularak mahkûm edildiğini iddia etti.
Savunma dilekçesinde şu ifadeler yer aldı:
"Diğer önemli husus ise çanta polisler tarafından açılmış ve iddia konusu silah hiçbir ön inceleme yapılmadan, parmak izi incelemesi için uzmanlar tarafından değerlendirilmeden polisler tarafından ellerine alınarak incelenmiştir. Polis silahı çıplak elle almıştır. Silahta polisin parmak izi vardır.
Müvekkilime atılı suçlamalardan vazgeçilmiş olması gözetildiğinde, müvekkilimin tamamen beraat etmesi halinde düşülecek gülünç durum ve yargıya güven sorunu olacağından delil uydurmak suretiyle müvekkilim cezalandırılmıştır.
Müvekkilim adeta Papanın ölüsü ile aylarca hücrede kalmıştır.
Müvekkilim denetimli serbestlik hükümleri gereği eve çıkartılmıştır. Fakat ev hapsi hapishaneden daha ağır şartlarda uygulanmaktadır. Yemek siparişi vermesi dahi yasaktır.
İzah ettiğimiz üzere dağ fare doğurmuştur. Müvekkilim uluslararası ve amacı belli olmayan kirli bir oyun sonucu cezalandırılmış ve halen cezasını çekmektedir."
SAVUNMA MAKAMI, DELİL İNCELEMESİNİN USULÜNE UYGUN YAPILMADIĞINI İLERİ SÜRÜYOR
Avukatın dilekçesine göre, suç konusu olduğu belirtilen silahın olay yerinde kriminal inceleme uzmanları tarafından gerekli ön işlemler yapılmadan polis görevlilerince çıplak elle tutulduğu iddia edildi. Savunma makamı, bu nedenle delilin korunmasına ilişkin temel usullerin ihlal edildiğini ve silah üzerinde polis görevlilerine ait parmak izi bulunduğunu ileri sürdü.
Dilekçede, delillerin muhafaza edilme ve incelenme yönteminin yargılamanın güvenilirliği açısından ciddi soru işaretleri doğurduğu savunulurken, bu hususların mahkeme tarafından yeterince değerlendirilmediği iddia edildi.
BERAAT YERİNE MAHKÛMİYET VERİLDİĞİ İDDİASI
Savunma makamı, soruşturmanın başlangıcında ileri sürülen ağır suçlamaların yargılama sonunda hükme esas alınmadığını belirterek, buna rağmen müvekkiline silah ve mühimmat bulundurma suçundan ceza verilmesini eleştirdi. Avukat, Hasan Uzun'un beraat etmesi gerektiğini, buna rağmen delil oluşturularak mahkûmiyet kararı verildiğini ileri sürdü.
HÜCRE KOŞULLARI VE EV HAPSİNE İLİŞKİN İDDİALAR
Dilekçede, Hasan Uzun'un uzun süre ağır tecrit koşullarında tutulduğu ve bu süreçte psikolojik açıdan son derece zor şartlar altında yaşadığı iddia edildi. Savunma makamı ayrıca, denetimli serbestlik kapsamında uygulanan ev hapsinin fiilen cezaevi koşullarından daha ağır sonuçlar doğurduğunu, temel günlük ihtiyaçların karşılanmasının dahi ciddi şekilde sınırlandırıldığını öne sürdü.
SAVUNMA MAKAMINDAN "ULUSLARARASI KOMPLO" DEĞERLENDİRMESİ
Avukat, dosyanın bütününe ilişkin değerlendirmesinde Hasan Uzun'un uluslararası boyutu bulunan ve amacının tam olarak açıklığa kavuşmadığını savunduğu bir sürecin mağduru olduğunu ileri sürdü. Savunma makamına göre, dosyada yaşanan gelişmeler olağan bir ceza yargılamasıyla açıklanamayacak nitelikte olup, müvekkilinin hukuka aykırı uygulamalar sonucunda mahkûm edildiği iddia edilmektedir.
Not: Bu haberde yer alan iddia, değerlendirme ve eleştiriler Hasan Uzun'un avukatı tarafından mahkemeye sunulan savunma dilekçesinde yer alan savunma makamına ait beyanlardır. Özellikle delil uydurulduğu, uluslararası bir organizasyon bulunduğu veya siyasi saiklerle hareket edildiği yönündeki ifadeler, doğrulanmış olgular değil; savunma makamının hukuki iddia ve değerlendirmeleri olup, yargı mercilerince kesinleşmiş tespit niteliği taşımamaktadır.
DOSYADA HUKUKİ SÜREÇ DEVAM EDİYOR
Hasan Uzun hakkında İtalya'da verilen mahkûmiyet kararına ilişkin hukuki süreç henüz tamamlanmış değil. Savunma makamının açıklamasına göre dosya, üst yargı mercilerindeki itiraz incelemesi aşamasında bulunuyor.
Avukat tarafından mahkemeye sunulan savunma dilekçesinde; iade sürecinden delillerin toplanmasına, savunma hakkının kullanılışından kriminal incelemelere kadar birçok konuda hukuka aykırılık iddiaları dile getirilirken, müvekkil hakkında başlangıçta ileri sürülen ağır suçlamalar ile yargılama sonunda verilen karar arasındaki farklılığın açıklığa kavuşturulması gerektiği savunuluyor.
Dosyada ileri sürülen iddialar ve savunma makamının değerlendirmeleri, itiraz sürecinde görevli yargı mercileri tarafından incelenecek. Nihai hukuki sonucun, kanun yollarının tamamlanmasının ardından kesinleşmesi bekleniyor.
Bu haberde yer verilen değerlendirme, iddia ve eleştiriler Hasan Uzun'un avukatı tarafından mahkemeye sunulan savunma dilekçesinde yer alan savunma makamına ait beyanlardan oluşmaktadır. Haber, savunma dilekçesinin içeriğini kamuoyuna aktarmayı amaçlamakta olup, dosyaya ilişkin yargısal süreç devam etmektedir.
